Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği


Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği Bölüm Doktorları


Op. Dr. Alper Ergin
Beyin ve Sinir Cerrahisi

 

BEYİN CERRAHİ KLİNİĞİ

 

Beyin ve Sinir Cerrahi çalışmaları beyin omurga, omur ilik ve bunlarla bağlantılı periferik sinir sisteminin cerrahi iyileştirme gerektiren sorunlarıyla ilgili bilim dalıdır. Bu kapsamda beyin damarlarının doğumsal yada sonradan kazanılmış hastalıkları, iyi veya kötü huylu beyin tümörleri, travmalara bağlı kafatası ve beyin dokusunda oluşan hasarlar, omur ve sistemindeki bel ve boyun fıtıkları kireçlenmeler doğumsal bozukluklar ve kanal darlıkları başlıca ilgi alanlarıdır. İzmir Özel Can Hastanesi gerek üst düzey labarotuar ve radyolojik inceleme imkanları, gerek ameliyathane ve ileri düzey yoğun bakımları gerekse alanlarında başarılı çalışmalarıyla bilinen yetkin uzman kadrosu ile beyin cerrahi alanında saygın bir referans merkezi olmak çabasındadır.

BEYİN HASTALIKLARI

Kafatası Şekil Bozuklukları

Hidrosefali

Beyin Tümörleri

Beyin Kist ve Abseleri

 

OMURGA VE OMURİLİK HASTALIKLARI

Lomber Disk Hernisi (Bel Fıtığı )

Servikal Disk Hernisi (Boyun Fıtığı )

Omurga Kırıkları

Omurga Kayması (Spondilolistezis)

Omurga Daralması (Spinal Stenoz )

 

PERİFERİK SİNİR HASTALIKLARI

Sinir Kesileri

Sinir Basıları

Karpal Tünel Sendromu

Dirsekte Kubital Oluk Tuzak Nöropati

Peroneal Sinir Tuzak Nöropati

Tarsal Tünel Sendromu

 

Lomber Disk Hernisi (Bel Fıtığı) Nedir?

Yaygın istatistiklere göre tüm dünyada bel ağrısı, baş ağrısından sonra en sık tanımlanan ağrılardandır. Bel ağrılarının büyük bir bölümü tıbbi tedavi gerektirmeden ya da basit ağrı kesici ilaçlar kullanılarak düzelebilmektedir.

Bel ağrılarının sadece %3'lük kısmı bel fıtığından kaynaklanır.

Lomber omurganın ana yapısı beş adet bel omuru ve bunların arasındaki disklerden oluşur. Ligaman adını verdiğimiz ipliksi yapılar, omurları ve diskleri birbirine bağlayarak tüm omurga boyunca kuyruk sokumuna (sakrum) kadar uzanırlar.Bu ligaman dokusu ile birlikte omurgayı çevreleyen kas dokuları da belin stabilizasyonunu sağlarlar. Bel omurları arasındaki disklerin (kıkırdak yastığın) bütünlüğünü yitirerek omurga kanalından geçen ana sinire ve bacağa giden dal sinirlere ya da her ikisine baskı yapması ile bel fıtığı oluşur.

Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir ?

Hastalar yaygın olarak: bel ağrısı, bacak ağrısı,uyuşukluğu, güçsüzlüğünden yakınırlar. Çoğu zaman bacağa ve ayağa yayılan ağrı, beldeki ağrıdan fazladır. Halk arasında siyatik ağrısı olarak ifade edilen ağrı şekli budur. Ağrılara bağlı olarak yürüyüş bozukluğu ve duruş bozukluğu gelişir.Hastalar ağrılarının, özellikle otururken ve araba kullanırken daha da arttığını ifade ederler. Bunun nedeni oturma pozisyonunda belden çıkan dal sinirlerden oluşan siyatik sinirin daha da gergin duruma geçmesi ve baskının artmasıdır. Bel fıtığı hastaları çoğu zaman ağrıyı azaltmak amacıyla beli yana ve öne bükerek eğik duruşa geçerler. Ayakta güçsüzlüğe bağlı olarak ayağı sürüme , yere takılma ve düşük ayak gelişebilir. Bazı ileri vakalarda nadiren de olsa idrar ve gaita kontrolsüzlüğü (inkontinans) gelişebilir.

Risk Gruplar Nelerdir?

Lomber disk hernisi, 30'lu yaşlardan başlayarak fiziksel yoğun efor gerektiren meslek gruplarında, cinsiyet farkı bulunmaksızın daha çok karşımıza çıkar. Ağır kaldırma, hızlı eğilme, kalkma, hapşırma benzeri durumlar da disklerde yüksek basınç yaratarak disk hernisine neden olabilir. Son yıllarda ofis tarzı iş yaşamının yaygınlaşması ve fiziksel efor eksikliği ile birlikte durağan yaşamaya başlayıp, hızlı kilo artışı olan kişilerde bel dinamikleri bozulmaktadır. Bunlara bağlı olarak da omurga hastalıkları ve lomber disk hernisi daha sık görülmektedir.

Nasıl Tanımlanır ?

Ayrıntılı nörolojik muayene sonrası tanımlanabilen bel fıtığı, Röntgen, BT (Bilgisayarlı Tomografi) , MR (Manyetik Rezonans), Miyelografi gibi görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Elektrofizyolojik tetkik olan EMG (Elektromiyografi) uzun süreli bel fıtıklarının tanımlanmasını ve sinir üzerindeki baskının şiddetini ortaya koyması açısından önemlidir. Fakat EMG yeni gelişmiş (akut) bel fıtıklarında etkin değildir. Tedavi Seçenekleri Nelerdir ? Muayene ve tetkikler ile tanımlanan bel fıtıklarının çok düşük bir bölümü cerrahi tedavi gerektirir. Analjezik(ağrı kesici) , Antienflamatuar(doku ödemini giderici), Miyorelaksan(kas gevşetici) ilaçların kullanımı ile belirgin iyileşmeler sağlanabilir. Fizik Tedavi Rehabilitasyon uzmanının görüşüyle FTR programlarının uygulanması ile de iyileşmek mümkün olabilir. Algoloji (ağrı bilimi) yöntemleri olan faset eklem ve epidural steroid uygulamaları ile belirgin iyileşmeler sağlanabilmektedir.

Cerrahi Tedavi Mutlaka Gerekli midir?

Cerrahi her zaman son seçenek olarak değerlendirilmelidir. Bunun yanında geriye dönüşümsüz sinir hasarlarının olabileceği gerçeği göz önünde bulundurularak hasta bilgilendirilmeli ve bir an önce cerrahi uygulanmalıdır. Cerrahi gerektiren hastalarda, mikrocerrahi yaklaşımla mikroskop altında sinir dokusuna olan bası kaldırılır. Öncelikle bacağa yayılan ağrı ortadan kalkar. Sırasıyla bacaktaki güçsüzlük ve uyuşukluk yakınmalarından kurtulup iki haftalık süre içerisinde normal yaşama dönmek mümkün olabilmektedir.

Spinal Dar Kanal Nedir ?

Omurga kanal daralması en çok bel ve boyun bölgesinde görülür. Yaşla birlikte giderek artan, tüm vücuttaki dejeneratif süreçlerin omurgada görülen şeklidir. Kanal çapının kritik seviyenin altına inmesiyle spinal dar kanal hastalığı ortaya çıkar. Omurga sistemini oluşturan ve bütünlüğünü sağlayan omurlar, omurları birbirine bağlayan faset eklemler ve ipliksi bağ yapılarındaki dejeneratif ve hacimsel doku artışları, kanal çapını zaman içinde giderek daraltırlar.

Risk Grupları Nelerdir ?

Yaşamı boyunca ağır kaldırma ve bel bölgesine aşırı yüklenme gerektiren işleri yapanlarda daha sık görülür. Bu zorlanma ile çok yavaş gelişen spinal kanal darlığı, kritik seviyenin aşılmasıyla kendini belli etmeye başlar.

Belirtiler Nelerdir ?

Başlangıçta basit bel ağrıları olabildiği gibi hiç şikayet de olmayabilir. Kanal çapı daraldıkça bel ağrısı artar, bacaklarda uyuşukluk, güçsüzlük, kramplar ve uzun mesafe yürüyememe durumları ortaya çıkar. Yürürken bacaklarda gücün kesildiği bir süre oturup dinlenme ile tekrar yürümenin mümkün olduğu ifade edilir. Hastalık ilerledikçe bu yürüyüş mesafesi daha da kısalır. Hastalar genelde sırt üstü yatarken ve dik yürürken ağrının daha da arttığını ifade ederler. Bundan dolayı yürürken öne doğru eğilmeyi tercih ederler.

Nasıl Tanımlanır ?

MR (Manyetik Rezonans) görüntüleme yöntemi ile omurga ve disk yapıları, omurları birbirine bağlayan faset eklemleri, ipliksi bağ yapıları görülür. Bu yapıların, omurilik kesesi ve her seviyede çıkış yapan sinirlere olan basıları ayrıntılı olarak tanımlanabilmektedir. Gerekirse elektrofizyolojik testlerle (EMG) bası şiddetinin tanımlanması da mümkün olmaktadır.

Nasıl Tedavi Edilir ?

Kilo vermek omurgaya binen yükü azaltması dolayısıyla hastalarda kısmi rahatlama sağlayabilir. İstirihat, ağrı kesici ilaç tedavisi, spinal enjeksiyonlar uygulanabilir. Epidural bölgeye ve faset eklemlere yapılacak kortikosteroid enjeksiyonları hastayı rahatlatırsa belli aralıklarla tekrarlanabilir. Ancak bu tedavi yöntemlerinin hiçbiri anatomik olarak spinal dar kanalı genişletici bir etki sağlamaz. Günümüzde gelişen teknoloji, deneyim ve ameliyat misroskoplarının kullanımıyla omurgaya yapılan kanalı genişletmeye yönelik ameliyat prosedürleri kolaylaşmıştır. Dar omurganın arka çatısını oluşturan kemikler ve ipliksi kemiksi bağ dokularının oluşturduğu baskı kaldırılır. Bu seviyede ana sinir ve ayrılan dal sinirler tamamen rahatlatılmış olur. Baskının kalkmasıyla birlikte bölgesel kan dolaşımı da rahatlar. Lomber dekombresyon olarak tanımlana bu prosedüre ek olarak omurganın kaymasını önlemek amacıyla vida plak sistemleri ile bölgesel sabitleme (stabilizasyon) uygulaması gerekebilir. Ameliyat sonrası hastalar hızlı bir şekilde bacaklarının tekrar güçlendiğini ağrısız bir şekilde günlük yaşamlarına devam edebildiklerini ifade ederler. Hastaların fazla kilolardan arınmaları, cerrahi müdahalerinin sonuçlarını daha da kalıcı hale getirecektir.

Karpal Tünel Sendromu Nedir ?

El bileği ön yüzünde yer alan, transvers karpal ligaman olarak adlandırılan yumuşak lif dokunun, travmatik ve dejeneratif etkilerle sertleşip kalınlaşarak, hemen altından geçen Median Sinire baskı oluşturmasına bağlı, sinir sıkışıkığı hastalığıdır.

Kimlerde Görülür ?

Özellikle 40 yaşından sonra kadınlarda ve sık kullanılan elde diğer ele göre daha sık görülmektedir. Diabet, romatizmal hastalıklar, sistemik doku hastalıkları olan kişilerde görülme sıklığı artar. El parmaklarını ve el bileğini zorlayıcı işlerde çalışan kişilerde ( marangozluk, berberlik, kasaplık, inşaat işçiliği, çiftçilik vb.meslek gruplarında, ev hanımlarında ) ve yine benzer eli ve parmakları zorlayıcı sportif faaliyetler ( tenis vb.) içerisinde olan kişilerde daha sık görülür.

Belirtiler Nelerdir ?

Hastalar, özellikle gece yatarken artan, hatta çoğu zaman uykudan uyandıran, koldan parmak uçlarına kadar yayılan ağrı ve uyuşukluktan yakınırlar. Baş parmak, işaret ve orta parmaklara uzanan median sinirin baskı altında olmasından dolayı elin bu bölgesinde duyu eksikliği vardır. Bası süresinin uzaması ile birlikte el kaslarında doku kaybına bağlı erime ve güçsüzlük meydana gelir.

Nasıl Tanımlanır ?

Hastaların şikayetleri oldukça belirleyicidir. Bunun yanında sinirsel iletimi ölçen elektrofizyolojik tetkik olan EMG (elektromiyografi) ile sinir sıkışıklığının hangi şiddette olduğu tanımlanır. Benzer şikayetlerin bazı boyun fıtıklaşmalarında da görülmesi sebebiyle ayırıcı tanıda EMG'nin önemi büyüktür.

Nasıl Tedavi Edilir ?

Öncelikle parmakları ve el bileğini zorlayıcı işlerden uzak kalınması önerilir. El bileği atelleri kullanılarak el bileği ve parmaklarda hareket kısıtlılığı sağlanıp basının etkisi azaltılabilir. Antienflamatuar ilaçlarla ve kortikosteroid enjeksiyon uygulamalarıyla belirgin düzelme sağlanabilir. İleri bası olgularında lokal anestezi altında el bileği seviyesinde iki cm'lik kesi ile median sinir üzerindeki kalınlaşmış transvers karpal ligaman kesilir. Median sinirin tamamen serbestleşmesi sağlanmış olur. Yirmi dakikalık ameliyat süresi bitiminde hasta evine gönderilir.

Boyun Fıtığı ( Servikal Disk Hernisi ) Nedir ?

Boyun omurları arasında bulunan, boyun esnekliği ve hareketliliğini sağlayan disk adını verdiğimiz yastıksı dokunun bütünlüğünü yitirip, omuriliğe ve kola giden dal sinirlere ya da her ikisine eş zamanlı bası oluşturmasıdır. Disk, anulus fibrosus denilen dış kıkırdak katmanlar ve bunun içinde bulunan yumuşak jel dokudan (nükleus pulposus) oluşan dinamik bir yapıdır. Bu dinamik disk sistemi bir çeşit amortisör gibi omurgaya yönelen tüm basınçları dağıtarak en aza indirir. Günümüzde ofis tarzı iş yaşantısı ve bilgisayar, cep telefonu vb. teknolojik aletlerin her an yaygın olarak kullanılması, boynun aynı sabit duruşta uzun süre kalmasına neden olmaktadır. Yaşla birlikte seyreden dejeneratif (yıpratıcı) süreçler günümüzde bu yaşam tarzı ile daha da hızlanmaktadır.

Belirtiler Nelerdir ?

Boyun fıtığının toplumda en yaygın görülen belirtisi; boyun ağrısıdır. Toplumda yaygın görülen bir yakınma olan boyun ağrısı çoğu zaman boyun fıtığı ile eş anlamlı görülmektedir. Oysa boyun ağrılarının çok büyük bir bölümü kas spazmına bağlı ağrılardır. İleri düzeyde boyun fıtıklarında, ağrı kürek kemiğine, omuza, kola ve el pamaklarına kadar yayılır. Kol ve parmaklarda bölgesel uyuşuklukların yanında kolda güçsüzlük, el parmaklarında güçsüzlük meydana gelir. Hastaların bir kısmı güçsüzlüğe bağlı el becerilerini yitirdiklerini eşyaları tutamadıklarını, ellerinden düşürdüklerini ifade ederler. Omurilik basısının bulunduğu boyun fıtıklarında ise baş dönmesi, denge bozukluğu ve bacaklarda güçsüzlüğe bağlı yürüme bozuklukları bile görülebilir.

Nasıl tanımlanır ?

Hastanın nörolojik muayenesinde kol, el ve parmaklarda kısmi duyu, kuvvet kayıpları ve refleks kayıpları görülür. MR (manyetik rezonans) görüntüleme yöntemi ile boynun yapısı ince kesitler halinde görülüp ayrıntılı olarak tüm fıtıklar tanımlanabilmektedir. Bazı hastalarda dejeneratif durumu daha iyi saptayabilmek için Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Röntgen tetkikleri yapılabilir. Elektrofizyolojik olarak sinirler üzerindeki baskı düzeyinin saptanması amacıyla Elektromiyografi (EMG) testi de yapılabilir. EMG, halk arasındaki adıyla sinir ölçüm testi sinirlerin üzerinde kol ve el seviyesinde olabilecek diğer baskıların tanımlanmasını da sağlar. Bu sayede eş zamanlı olarak boyun fıtığı dışındaki diğer sinir basıları da tanımlanabilmektedir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir ?

Çogu hastalarda istirahat ve ağrı kesici-kas gevşetici ilaçlar kullanılarak yakınmaların büyük bölümünden kurtulmaları mümkündür. Boyunluk (Servikal Kolar ) kullanımı ile boyun hareketlerinin kısıtlanması ve boyun kaslarının gevşemesi sağlanır. Fizik Tedavi ve Algoloji (ağrı bilimi ) Uzmanlarının tedaviye yönelik görüşleri alınmalıdır. İlaç, istirahat, FTR ve Algoloji uygulamalarından yarar göremeyeceği teyit edilen hastalar cerrahiye alınmalıdır. Pratikte, belirgin omurilik basısı ve kol, el güçsüzlüğü bulunan hastalarda cerrahi uygulamaların geciktirilmemesi önerilir. Cerrahi ve Sonuçları Boynun önünden ve arkasından yapılan iki farklı ameliyat yaklaşımı vardır. Boyun fıtığı ameliyatlarının büyük bir bölümü boynun ön tarafından yapılır. Boynun sağ tarafında dört cm'lik kesi ile fıtıklaşmış olan disk mikrodiskektomi yöntemi ile mikroskop altında boşaltılır. Omurlar arasındaki bu boşluğu doldurmak için kafes ya da protezler yerleştirilir. Ameliyat sonrası yakınmaların hızlı bir şekilde düzeldiği görülür. Genellikle bir gece hastanede yatıştan sonra hasta evine gönderilir. İlerleyen dönemlerde, boyun egzersiz programları ile boynun güçlendirilmesi kalıcı boyun sağlığı için önemlidir.

Beyin Tümörü Nedir ?

Hücrelerin, normalin dışında kontrolsüz çoğalması olarak tanımlanabilen tümörün beyin dokusunda görülme şeklidir. Beyin dokusundan kaynaklanan tümörler; birincil beyin tümörleridir. Vücudun farklı bölgelerinden beyin dokusuna yerleşen tümörler ise ikincil (metastatik ) beyin tümörü olarak adlandırılır. İyi huylu (benign) tümörler kapsülle sınırlı olup normal dokuya yayılma göstermezler ve oldukça yavaş büyürler. Kötü huylu (malign) tümörler ise hızlı büyürler, sınırlayıcı bir kapsülü olmadığı için komşu sağlıklı hücrelere yayılarak ciddi yaşamsal tehlike oluşturlar. Kötü huylu beyin tümörleri 10 yaş altı ve 55 yaş üstünde daha sık görülür. Başka dokulardan beyine sıçrayan (metastatik) tümörler en çok meme, akciğer, kolon kanseri ve cilt kanseri (melanoma)kökenlidirler.

Beyin Tümörü Belirtileri Nelerdir ?

Tümörün yerleştiği beyin bölgesine, boyutuna ve yayılma hızına bağlı olarak belirtiler değişebilir. Baş ağrısı en sık görülen belirti olup daha çok sabah görülür. Kafaiçi basıncının artması sonucu bulantı ve kusma şikayetleri çoğu zaman baş ağrısına eşlik eder. Beynin elektrofizyolojisinin bozulması nedeniyle epileptik bayılmalar ve kasılmalar (sara nöbetleri) ortaya çıkabilir. Kol ve bacaklarda kısmi felçler ve buna bağlı olarak kol ve bacaklarda kuvvetsizlik, beceriksizlik ve denge bozukluğu görülebilir. Yüz felcine bağlı olarak yüzün simetrisi bozulabilir. Tümörün yerleşim bölgesine bağlı olarak konuşma bozuklukları çift görme ve görme bulanıklığı, işitme bozuklukları görülebilir. Hipofiz bezinden kaynaklanan tümörler hormon dengelerini bozabilirler. Kadınlarda adet düzensizliği ya da yokluğu ve memeden süt gelmesine neden olabilirler. Bunun yanında aşırı şişmanlama, çene, el ve ayaklarda hızlı büyüme görülebilir.

Nasıl Tanımlanır ?

Ayrıntılı nörolojik muayene sonrası Bilgisayarlı beyin tomografisi (BT), Manyetik rezonans (MR), Difüzyon MR, Fonksiyonel MR, MR Spektroskopi tetkikleri ile tümörün çok yönlü olarak tanımlanabilmesi mümkündür. Bunların yanında PET,BOS incelemesi ve hormon tetkikleri gerekebilir.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir ?

Geniş bir yelpazede çeşitlenen beyin tümörlerinden, iyi huylu olanların cerrahi olarak tamamen tedavi edilebilmeleri mümkündür. Hormon aktif tümörlerde hormonal dengeleyici ilaç tedavileri uygulanır. Son dönemde Gamma Knife Radyocerrahi ile çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Radyoterapi ve Kemoterapi diğer tedavi seçenekleridir.