Randevu Al

DİYABET NEDİR?

Diyabet, insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki defektler nedeniyle organizmanın karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeteri kadar faydalanamadığı, sürekli olarak tıbbi bakım gerektiren, kronik, geniş spektrumlu bir metabolizma bozukluğudur. Vücut kandaki glukoz miktarını kontrol edememektedir. Diyabet, kan şekerinin yükselmesiyle karakterize ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmek için vücudun "glukoz" denen bir tür şekere ihtiyacı vardır. Glukozun hücre içine girmesini sağlayan pankreastan salgılanan insülin hormonudur. İnsülin olmadığında glukoz (şeker) hücre içine giremeyecektir. Hücreler aç kalacaktır.

Hastalığın, akut komplikasyon riskini azaltmak ve uzun dönem kronik (retinal, renal, nöral, kardiyak ve vasküler) ve tedavi maliyetini artıran komplikasyonlarından korunmak için sağlık çalışanları ve hastaların sürekli eğitimi şarttır.

DİYABET SEMPTOMLARI

  • Sık idrara çıkma, çok su içme,
  • Çok yemek yeme veya iştahsızlık,
  • Halsizlik, çabuk yorulma,
  • Ağız kuruluğu,
  • Bulanık görme,
  • Açıklanamayan kilo kaybı,
  • İnatçı infeksiyonlar, tekrarlayan mantar infeksiyonları, kaşıntı.

DİYABET SINIFLAMASI

Tip 1 Diyabet

İnsülin hormonu tamamen eksikse bu diyabete "Tip 1 Diyabet" denir. Genellikle mutlak insülin noksanlığı vardır. Genellikle 30 yaşından önce başlar.

  • Okul öncesi (6 yaş civarı),
  • Puberte (13 yaş civarı) ve
  • Geç adolesan dönemde (20 yaş civarı) olmak üzere üç pik görülür.

Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu insülin kullanmak zorundadırlar.

 

Tip 2 Diyabet

İnsülin hormonu var ama miktarı az veya dokularda insüline karşı direnç varsa, bu diyabete de "Tip 2 Diyabet" denir.

  • Çoğunlukla 30 yaş sonrası ortaya çıkar, ancak obezite artışının sonucu olarak özellikle son yıllarda çocukluk veya adolesan çağlarda da ortaya çıkmaya başlandığı görülmektedir.
  • Tip 2 diyabet hastalığı diyet, egzersiz ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir.
  • Güçlü bir genetik yatkınlık söz konusudur. Genetik yoğunluk arttıkça, sonraki nesillerde diyabet riski artar ve hastalık daha erken yaşlarda görülmeye başlar.
  • Hastalar sıklıkla obez veya kiloludur.
  • Hastalık genellikle sinsi başlangıçlıdır, fark edilemeyebilir. Pek çok hastada başlangıçta hiçbir semptom yoktur, tesadüfen de ortaya çıkabilir.
  • Bazı hastalarda da bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, ayak ağrıları, tekrarlayan mantar infeksiyonları veya yara iyileşmesinde gecikme nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurma durumları gözlemlenebilir.
  •  

TİP 2 DİYABET KİMLERDE SIK GÖRÜLÜR?

  • Birinci derece yakınlarında diyabet rahatsızlığı olanlarda,
  • Kalp-damar hastalığı olanlarda,
  • Fazla kilolu kişilerde,
  • Yüksek tansiyonu olanlarda,
  • İri doğum yapan, gebelikte gestasyonel diyabet tanısı alanlarda,
  • Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde,
  • Trigliserid değeri: 250 mg. ve üzerinde ve/veya HDL kolesterol değeri: 35 mg. ve altında olan kişilerde daha sık görülebilir.

 

Gestasyonel Diabetes Mellitus (GDM):

Gebelik sırasında ortaya çıkan ve genellikle doğumla birlikte düzelen diyabet formudur. Gebeliğe bağlı insülin direnci ve genetik yatkınlık rol oynar. Doğumla birlikte sıklıkla düzelir, ancak daha sonraki gebeliklerde tekrarlar. Tip 2 diyabet için de önemli bir risk faktörü olarak sayılır.

 

DİYABET TEDAVİSİNDEKİ AMAÇ; kan şekeri yükselme ve düşmelerini önlemek, diyabete bağlı gelişebilecek komplikasyonları engellemek ve gelişmiş sorunların ilerlemesini yavaşlatmaktır.

 

İLAÇ TEDAVİSİNDE;

1- Şeker Düşürücü İlaçlar:

  • İnsülin Salgılatıcı İlaçlar
  • İnsülin Duyarlaştırıcı İlaçlar
  • Karbonhidrat Emilimini Yavaşlatan İlaçlar
  • İnkretin Arttırıcı Ajanlar
  • İnsülin Dışı Enjekte Edilen Ajanlar

 

2- İnsülin Tedavisi: Yerine koyma tedavisidir. Alışkanlık ya da bağımlılık yapmaz.

 

DİYABET VE KRONİK KOMPLİKASYONLAR

Kan şekeri kontrolünün sağlanmaması kısa ve uzun dönemde sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur.

 

  • Diyabetik Retinopati- Retina tabakasındaki damarların hasarıdır.

Diyabetik retinopati açısından yılda en az bir kez göz dibi muayenesi yaptırınız!

  • Diyabetik Nefropati- Böbreklerdeki kılcal damar bozukluğuna bağlı olarak gelişir.

Diyabetik nefropati açısından yılda en az bir kez mikroalbuminüri ölçümü yaptırınız!

  • Diyabetik Nöropati- Sinir hücrelerinin zarar görmesidir. Ayak ve bacakların aşağı kısımlarında ağrı, karıncalanma, uyuşma, sızlama, zonklama, yanma gibi şikayetlere yol açar.

 

KORUYUCU AYAK BAKIMI

Sinir hücrelerinin zarar görmesi sonucu ayaklarda duyu kaybı, kas gücü kaybı, parmaklarda pençeleşme, şekil bozukluğu, ciltte kuruluk, nasır ve çatlaklar oluşabilir. Koruyucu ayak bakımı ile ayaklardaki "diyabetik ayak yarası" gelişimi engellenebilir. Diyabet eğitim hemşiresinden, ayak bakımının nasıl olması gerektiği ve ayakların nasıl korunması gerektiği ile ilgili eğitim alınması çok önemlidir ve gereklidir.